Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Yaratıcı ve Sanatsal Kariyerler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Yaratıcı ve Sanatsal Kariyerler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈɪl.ə.streɪ.t̬ɚ/
(noun) illüstratör, çizer
Örnek:
The children's book was beautifully designed by a talented illustrator.
Çocuk kitabı yetenekli bir illüstratör tarafından güzelce tasarlandı.
/ˈæn.ə.meɪ.t̬ɚ/
(noun) animatör, çizgi film yapımcısı
Örnek:
The lead animator worked tirelessly on the character's movements.
Baş animatör, karakterin hareketleri üzerinde yorulmadan çalıştı.
/ˈfæʃ.ən dɪˌzaɪ.nər/
(noun) moda tasarımcısı
Örnek:
The new collection was unveiled by a renowned fashion designer.
Yeni koleksiyon ünlü bir moda tasarımcısı tarafından tanıtıldı.
/ɪnˈtɪriər dɪˈzaɪnər/
(noun) iç mimar, iç tasarımcı
Örnek:
She hired an interior designer to redecorate her new apartment.
Yeni dairesini yeniden dekore etmesi için bir iç mimar tuttu.
/ˈmeɪk.ʌp ˌɑːr.tɪst/
(noun) makyaj sanatçısı, makyöz
Örnek:
The makeup artist transformed her look for the film.
Makyaj sanatçısı film için görünümünü değiştirdi.
/ˈtæt.uː ˌɑːr.tɪst/
(noun) dövme sanatçısı, dövmeci
Örnek:
She visited a renowned tattoo artist to get her new design.
Yeni tasarımını yaptırmak için ünlü bir dövme sanatçısını ziyaret etti.
/kəˈmiː.di.ən/
(noun) komedyen, güldürücü
Örnek:
The comedian had the audience roaring with laughter.
Komedyen seyirciyi kahkahalara boğdu.
/ˈpleɪ.raɪt/
(noun) oyun yazarı, dramaturg
Örnek:
William Shakespeare is a famous playwright.
William Shakespeare ünlü bir oyun yazarıdır.
/ˈskʌlp.tɚ/
(noun) heykeltıraş
Örnek:
The famous sculptor unveiled his latest masterpiece.
Ünlü heykeltıraş son şaheserini tanıttı.
/ˈɪn.flu.ən.sɚ/
(noun) influencer, etkileyici
Örnek:
The brand collaborated with a popular fashion influencer to promote their new collection.
Marka, yeni koleksiyonlarını tanıtmak için popüler bir moda influencer'ı ile işbirliği yaptı.
/ˈblɑː.ɡɚ/
(noun) blog yazarı
Örnek:
She is a popular fashion blogger.
O popüler bir moda blog yazarı.
/ˈvlɑːɡ.ər/
(noun) vlogger
Örnek:
The popular vlogger shared her daily routine with her subscribers.
Popüler vlogger, günlük rutinini aboneleriyle paylaştı.
/ˈjuː.tuː.bər/
(noun) YouTuber
Örnek:
She dreams of becoming a famous YouTuber.
Ünlü bir YouTuber olmayı hayal ediyor.
/ˈpɑːd.kæs.tɚ/
(noun) podcaster, podcast yayıncısı
Örnek:
She is a famous podcaster who interviews tech entrepreneurs.
O, teknoloji girişimcileriyle röportaj yapan ünlü bir podcaster.
/ˌpʌp.əˈtɪr/
(noun) kuklacı, manipülatör
Örnek:
The puppeteer skillfully made the marionette dance.
Kuklacı, kuklayı ustaca dans ettirdi.
/ˈɑːr.t̬ə.zən/
(noun) zanaatkar, esnaf
Örnek:
The village is known for its skilled artisans who create beautiful pottery.
Köy, güzel çanak çömlek yapan yetenekli zanaatkarlarıyla tanınır.
/ˈdʒuː.ə.lɚ/
(noun) kuyumcu, mücevherci
Örnek:
She took her broken necklace to the jeweler for repair.
Kırık kolyesini tamir için kuyumcuya götürdü.
/ˌkɔːr.iˈɑː.ɡrə.fɚ/
(noun) koreograf
Örnek:
The ballet's choreographer spent months perfecting each movement.
Bale'nin koreografı her hareketi mükemmelleştirmek için aylar harcadı.