Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Anlayın ve Öğrenin Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Anlayın ve Öğrenin' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˌʌn.dɚˈstænd/
(verb) anlamak, kavramak, yorumlamak
Örnek:
I don't understand what you mean.
Ne demek istediğini anlamıyorum.
/ˌkɑːm.prəˈhend/
(verb) anlamak, kavramak, idrak etmek
Örnek:
It's hard to comprehend the scale of the universe.
Evrenin ölçeğini kavramak zor.
/ˈriː.ə.laɪz/
(verb) fark etmek, anlamak, gerçekleştirmek
Örnek:
She suddenly realized that she had left her phone at home.
Telefonunu evde unuttuğunu aniden fark etti.
/lɝːn/
(verb) öğrenmek, edinmek, bilgi edinmek
Örnek:
She is eager to learn new languages.
Yeni diller öğrenmeye hevesli.
/ˈstʌd.i/
(noun) çalışma, öğrenme, çalışma odası;
(verb) çalışmak, öğrenmek, incelemek
Örnek:
She spent all night studying for her exams.
Sınavları için bütün gece çalıştı.
/ɡet/
(verb) almak, elde etmek, edinmek;
(noun) sonuç, kazanım
Örnek:
Did you get the mail today?
Bugün postayı aldın mı?
/ˈnoʊ.t̬ɪs/
(noun) dikkat, fark etme, ihbar;
(verb) fark etmek, gözlemlemek
Örnek:
He didn't take any notice of my warnings.
Uyarılarıma hiç aldırmadı.
/siː/
(verb) görmek, fark etmek, anlamak;
(noun) piskoposluk bölgesi, makam;
(exclamation) gördün mü, anladım
Örnek:
Can you see the mountains from here?
Buradan dağları görebiliyor musun?
/noʊ/
(verb) bilmek, anlamak, tanımak
Örnek:
I know the answer to that question.
O sorunun cevabını biliyorum.
/dɪˈskʌv.ɚ/
(verb) keşfetmek, bulmak, öğrenmek
Örnek:
Scientists hope to discover a cure for cancer.
Bilim insanları kansere çare bulmayı umuyor.
/ˈfɑː.loʊ/
(verb) takip etmek, izlemek, uymak;
(noun) takipçi, ilgi alanı
Örnek:
The dog followed its owner everywhere.
Köpek sahibini her yere takip etti.
/ˈfɪɡ.jər aʊt/
(phrasal verb) çözmek, anlamak, bulmak
Örnek:
I need to figure out how to fix this computer.
Bu bilgisayarı nasıl tamir edeceğimi çözmem gerekiyor.