IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9) İçinde Çevre Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 8-9)' içinde 'Çevre' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈflɔːr.ə/
(noun) flora, bitki örtüsü
Örnek:
The diverse flora of the rainforest includes many unique species.
Yağmur ormanlarının çeşitli florası birçok eşsiz türü içerir.
/ˈɡaɪ.ə/
(noun) Gaia, bir organizma olarak Dünya
Örnek:
In Greek mythology, Gaia is the ancestral mother of all life.
Yunan mitolojisinde Gaia, tüm yaşamın ata annesidir.
/ˈɡriːn belt/
(noun) yeşil kuşak, yeşil alan
Örnek:
The city council is committed to preserving the green belt.
Belediye meclisi yeşil kuşak alanını korumaya kararlıdır.
/ɡriːn ˈɑː.dɪt/
(noun) çevre denetimi, yeşil denetim
Örnek:
The company decided to conduct a green audit to identify ways to reduce its carbon footprint.
Şirket, karbon ayak izini azaltmanın yollarını belirlemek için bir çevre denetimi yapmaya karar verdi.
/ˈbaɪ.oʊm/
(noun) biyom
Örnek:
The tropical rainforest is a biome with high biodiversity.
Tropikal yağmur ormanı, yüksek biyoçeşitliliğe sahip bir biyomdur.
/ˈkɑːr.bən siː.kwesˈtreɪ.ʃən/
(noun) karbon tutma, karbon yakalama ve depolama
Örnek:
Forests play a crucial role in natural carbon sequestration.
Ormanlar doğal karbon tutma sürecinde kritik bir rol oynar.
/ˈrez.ɚ.vwɑːr/
(noun) rezervuar, baraj gölü, depo
Örnek:
The city's water supply comes from a large reservoir.
Şehrin su kaynağı büyük bir rezervuardan gelmektedir.
/ɡriːn məˈnʊr/
(noun) yeşil gübre
Örnek:
Farmers often plant clover as green manure to enrich the soil with nitrogen.
Çiftçiler toprağı azotla zenginleştirmek için genellikle yonca gibi bitkileri yeşil gübre olarak ekerler.
/ˈɡriːn.wɑː.ʃɪŋ/
(noun) yeşil boyama, yeşil aklama
Örnek:
The company was accused of greenwashing after its environmental claims were found to be misleading.
Şirket, çevresel iddialarının yanıltıcı olduğu ortaya çıktıktan sonra yeşil boyama yapmakla suçlandı.
/ˌriːˈwaɪl.dɪŋ/
(noun) yeniden yabanıllaştırma
Örnek:
Rewilding projects have successfully reintroduced wolves to the national park.
Yeniden yabanıllaştırma projeleri, kurtları ulusal parka başarıyla geri getirdi.
/ˈwaɪld.laɪf ˈkɔːr.ə.dɔːr/
(noun) yaban hayatı koridoru, ekolojik koridor
Örnek:
The government is building a wildlife corridor over the highway to protect migrating deer.
Hükümet, göç eden geyikleri korumak için otoyolun üzerine bir yaban hayatı koridoru inşa ediyor.
/flaɪt ʃeɪm/
(noun) uçuş utancı
Örnek:
Due to flight shame, she decided to take the train across Europe instead of flying.
Uçuş utancı nedeniyle, uçmak yerine Avrupa'yı trenle geçmeye karar verdi.
/kæp ænd treɪd/
(noun) karbon ticareti, emisyon ticareti
Örnek:
The government introduced a cap and trade system to reduce industrial greenhouse gas emissions.
Hükümet, endüstriyel sera gazı emisyonlarını azaltmak için bir karbon ticareti sistemi getirdi.