Avatar of Vocabulary Set Sıcaklık

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Sıcaklık Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Sıcaklık' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

frosty

/ˈfrɑː.sti/

(adjective) buzlu, donmuş, çok soğuk

Örnek:

The windows were frosty this morning.
Bu sabah pencereler buzluydu.

frigid

/ˈfrɪdʒ.ɪd/

(adjective) dondurucu, çok soğuk, soğuk

Örnek:

The frigid air made my nose tingle.
Soğuk hava burnumu karıncalandırdı.

brisk

/brɪsk/

(adjective) hızlı, canlı, enerjik

Örnek:

She set off at a brisk pace.
Hızlı bir tempoyla yola çıktı.

polar

/ˈpoʊ.lɚ/

(adjective) kutup, zıt

Örnek:

The expedition studied polar bears in their natural habitat.
Keşif gezisi, doğal ortamlarında kutup ayılarını inceledi.

bone-chilling

/ˈboʊnˌtʃɪl.ɪŋ/

(adjective) iliklere işleyen, çok soğuk, tüyler ürpertici

Örnek:

A bone-chilling wind blew across the frozen lake.
Donmuş gölün üzerinden iliklere işleyen bir rüzgar esti.

wintry

/ˈwɪn.tri/

(adjective) kışlık, kış gibi, dondurucu

Örnek:

The mountains were covered in a wintry landscape of snow and ice.
Dağlar kar ve buzdan oluşan kışlık bir manzara ile kaplıydı.

sub-zero

/ˌsʌbˈzɪroʊ/

(adjective) sıfırın altında

Örnek:

The hikers had to endure sub-zero temperatures during the night.
Yürüyüşçüler gece boyunca sıfırın altındaki sıcaklıklara katlanmak zorunda kaldı.

stifling

/ˈstaɪ.fəl.ɪŋ/

(adjective) boğucu, bunaltıcı

Örnek:

The heat in the room was stifling.
Odadaki sıcaklık boğucuydu.

steaming

/ˈstiː.mɪŋ/

(adjective) buharı tüten, buharlı

Örnek:

A steaming cup of coffee was placed in front of him.
Önüne buharı tüten bir fincan kahve konuldu.

sultry

/ˈsʌl.tri/

(adjective) bunaltıcı, nemli ve sıcak, çekici

Örnek:

The weather was sultry and oppressive, making it hard to breathe.
Hava bunaltıcı ve boğucuydu, nefes almayı zorlaştırıyordu.

temperate

/ˈtem.pɚ.ət/

(adjective) ılıman, ılımlı, ölçülü

Örnek:

The country has a temperate climate with warm summers and mild winters.
Ülke, sıcak yazlar ve ılıman kışlar ile ılıman bir iklime sahiptir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren