Avatar of Vocabulary Set Olumlu duygusal durum

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Olumlu duygusal durum Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Olumlu duygusal durum' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

delighted

/dɪˈlaɪ.t̬ɪd/

(adjective) memnun, sevinçli

Örnek:

She was delighted with her new car.
Yeni arabasından memnun kaldı.

thrilled

/θrɪld/

(adjective) çok heyecanlı, çok mutlu

Örnek:

She was thrilled to hear the good news.
İyi haberi duyduğuna çok sevindi.

content

/kənˈtent/

(noun) içerik, muhteva, oran;

(adjective) memnun, hoşnut;

(verb) memnun etmek, hoşnut etmek

Örnek:

The table of contents lists all the chapters.
İçindekiler tablosu tüm bölümleri listeler.

overjoyed

/ˌoʊ.vɚˈdʒɔɪd/

(adjective) çok sevinçli, sevinçten uçan

Örnek:

She was overjoyed to hear the good news.
İyi haberi duyduğuna çok sevindi.

merry

/ˈmɛr.i/

(adjective) neşeli, şen, keyifli

Örnek:

They had a merry time at the party.
Partide neşeli vakit geçirdiler.

cheery

/ˈtʃɪr.i/

(adjective) neşeli, şen, keyifli

Örnek:

She always has a cheery disposition, even on Mondays.
Pazartesileri bile her zaman neşeli bir mizacı vardır.

delirious

/dɪˈlɪr.i.əs/

(adjective) sayıklayan, kendinden geçmiş, çılgına dönmüş

Örnek:

He was delirious with a high fever.
Yüksek ateşten dolayı sayıklıyordu.

zestful

/ˈzest.fəl/

(adjective) coşkulu, enerji dolu

Örnek:

She gave a zestful performance that captivated the entire audience.
Tüm izleyicileri büyüleyen coşkulu bir performans sergiledi.

glowing

/ˈɡloʊ.ɪŋ/

(adjective) parlayan, ışıldayan, kor gibi

Örnek:

The embers were still glowing in the fireplace.
Közler şöminede hala parlıyordu.

spirited

/ˈspɪr.ə.t̬ɪd/

(adjective) coşkulu, canlı, enerjik

Örnek:

The team put up a spirited fight despite being the underdogs.
Takım, zayıf olmasına rağmen cesur bir mücadele verdi.

gratified

/ˈɡræt̬.ə.faɪd/

(adjective) memnun, hoşnut, minnettar

Örnek:

She felt gratified by the positive feedback on her presentation.
Sunumu hakkındaki olumlu geri bildirimlerden memnun kaldı.

jubilant

/ˈdʒuː.bəl.ənt/

(adjective) sevinçli, coşkulu, muzaffer

Örnek:

The fans were jubilant after their team won the championship.
Takımları şampiyonluğu kazandıktan sonra taraftarlar sevinçliydi.

euphoric

/juːˈfɔːr.ɪk/

(adjective) öforik, coşkulu

Örnek:

The team was euphoric after winning the championship.
Şampiyonluğu kazandıktan sonra takım öforik bir haldeydi.

carefree

/ˈker.friː/

(adjective) kaygısız, umursamaz

Örnek:

She spent her childhood in a carefree manner, playing all day long.
Çocukluğunu kaygısız bir şekilde, bütün gün oynayarak geçirdi.

relieved

/rɪˈliːvd/

(adjective) rahatlamış, içi ferahlamış

Örnek:

She felt incredibly relieved when she heard the good news.
İyi haberi duyduğunda inanılmaz derecede rahatlamış hissetti.

contented

/kənˈten.t̬ɪd/

(adjective) memnun, hoşnut

Örnek:

She gave a contented sigh as she settled into the armchair.
Koltukta rahatlarken memnun bir iç çekti.

vivacious

/vɪˈveɪ.ʃəs/

(adjective) neşeli, canlı, hayat dolu

Örnek:

She has a vivacious personality that lights up the room.
Odayı aydınlatan neşeli bir kişiliği var.

light-hearted

/ˌlaɪtˈhɑːr.tɪd/

(adjective) neşeli, kaygısız, hafif

Örnek:

She wrote a light-hearted novel about a group of friends.
Bir grup arkadaş hakkında neşeli bir roman yazdı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren