IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Göç Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Göç' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /əˈsaɪ.ləm/
(noun) iltica, sığınma, tımarhane
Örnek:
Many people seek asylum in neighboring countries during times of war.
Birçok insan savaş zamanlarında komşu ülkelerde iltica arar.
/əˈsaɪ.ləm ˌsiː.kɚ/
(noun) sığınmacı
Örnek:
The government is reviewing the applications of every asylum seeker.
Hükümet her sığınmacının başvurusunu inceliyor.
/kæmp/
(noun) kamp, taraf;
(verb) kamp yapmak;
(adjective) abartılı, yapmacık
Örnek:
We set up camp near the river.
Nehrin yakınında kamp kurduk.
/dɪˈten.ʃən ˌsen.tər/
(noun) gözaltı merkezi, geri gönderme merkezi
Örnek:
The immigrants were sent to a detention center while their cases were reviewed.
Göçmenler, davaları incelenirken bir gözaltı merkezine gönderildi.
/ˈref.juːdʒ/
(noun) sığınak, barınak
Örnek:
The old church provided refuge for the homeless during the storm.
Eski kilise fırtına sırasında evsizlere sığınak sağladı.
/ˌref.jʊˈdʒiː/
(noun) mülteci
Örnek:
Thousands of refugees crossed the border seeking safety.
Binlerce mülteci güvenlik arayışıyla sınırı geçti.
/ˈwɜːrk ˌpɝː.mɪt/
(noun) çalışma izni
Örnek:
He applied for a work permit to legally work in Canada.
Kanada'da yasal olarak çalışmak için çalışma izni başvurusunda bulundu.
/ˈbreɪn dreɪn/
(noun) beyin göçü, nitelikli insan gücü kaybı
Örnek:
The country is suffering from a severe brain drain as many young professionals seek opportunities abroad.
Birçok genç profesyonelin yurt dışında fırsat araması nedeniyle ülke ciddi bir beyin göçü yaşıyor.
/ˈset̬.əl/
(verb) çözmek, halletmek, yerleşmek;
(noun) yerleşim, koloni, anlaşma
Örnek:
They decided to settle the dispute out of court.
Anlaşmazlığı mahkeme dışında çözmeye karar verdiler.
/ˌriːˈloʊ.keɪt/
(verb) yer değiştirmek, taşınmak
Örnek:
The company decided to relocate its headquarters to a different city.
Şirket, genel merkezini başka bir şehre taşımaya karar verdi.