IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde İlaç Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'İlaç' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˌæn.t̬i.baɪˈɑː.t̬ɪk/
(noun) antibiyotik;
(adjective) antibiyotik
Örnek:
The doctor prescribed an antibiotic for her infection.
Doktor enfeksiyonu için bir antibiyotik reçete etti.
/ˌdaɪ.əɡˈnoʊ.sɪs/
(noun) teşhis, teşhis sonucu
Örnek:
The doctor made a quick diagnosis of the flu.
Doktor gribin hızlı bir teşhisini koydu.
/prɑːɡˈnoʊ.sɪs/
(noun) prognoz, hastalık seyri tahmini, gelecek tahmini
Örnek:
The doctor gave a good prognosis for her recovery.
Doktor, iyileşmesi için iyi bir prognoz verdi.
/ˈbæn.dɪdʒ/
(noun) bandaj, sargı;
(verb) bandajlamak, sarmak
Örnek:
She wrapped a bandage around his sprained ankle.
Burkulan ayak bileğine bir bandaj sardı.
/ˌfɑːr.məˈkɑː.lə.dʒi/
(noun) farmakoloji
Örnek:
She is studying pharmacology at university.
Üniversitede farmakoloji okuyor.
/ˈsɪr.əm/
(noun) serum, kozmetik ürün
Örnek:
The lab technician carefully extracted the serum from the blood sample.
Laboratuvar teknisyeni kan örneğinden serumu dikkatlice çıkardı.
/ˈdoʊ.sɪdʒ/
(noun) dozaj, doz
Örnek:
The doctor adjusted the dosage of the medication.
Doktor ilacın dozajını ayarladı.
/ˌtɑːk.sɪˈkɑː.lə.dʒi/
(noun) toksikoloji
Örnek:
She is studying toxicology to understand the effects of chemicals on living organisms.
Canlı organizmalar üzerindeki kimyasal etkileri anlamak için toksikoloji okuyor.
/ˈeks.reɪ/
(noun) röntgen, X-ışını;
(verb) röntgenlemek, X-ışını ile incelemek
Örnek:
The doctor ordered an X-ray to check for broken bones.
Doktor, kırık kemikleri kontrol etmek için bir röntgen istedi.
/taːkˈsis.ə.t̬i/
(noun) toksisite, zararlılık
Örnek:
The chemical's toxicity level is a major concern.
Kimyasalın toksisite seviyesi büyük bir endişe kaynağıdır.
/mæɡˈnet.ɪk ˈrez.ən.əns ˈɪm.ɪ.dʒɪŋ/
(noun) manyetik rezonans görüntüleme, MR
Örnek:
The doctor ordered a magnetic resonance imaging scan to check for a brain tumor.
Doktor, beyin tümörünü kontrol etmek için manyetik rezonans görüntüleme taraması istedi.
/ˌsiːˈtiː skæn/
(noun) bilgisayarlı tomografi, BT
Örnek:
The doctor ordered a CT scan to check for internal injuries.
Doktor, iç yaralanmaları kontrol etmek için BT taraması istedi.
/ˌdʒer.iˈæt.rɪks/
(noun) geriatri, yaşlılık bilimi
Örnek:
She decided to specialize in geriatrics after working with elderly patients.
Yaşlı hastalarla çalıştıktan sonra geriatri alanında uzmanlaşmaya karar verdi.
/bɑːˈbɪtʃ.ər.ət/
(noun) barbitürat
Örnek:
The doctor prescribed barbiturates to help with the patient's severe insomnia.
Doktor, hastanın şiddetli uykusuzluğuna yardımcı olmak için barbitüratlar reçete etti.
/ˈbeɪtə ˌblɑːkər/
(noun) beta bloker
Örnek:
The doctor prescribed a beta blocker to help manage his high blood pressure.
Doktor, yüksek tansiyonunu kontrol altına almak için bir beta bloker reçete etti.
/pləˈsiː.boʊ/
(noun) plasebo, yalancı ilaç
Örnek:
The patient showed improvement even though he was given a placebo.
Hastaya plasebo verilmesine rağmen iyileşme gösterdi.
/ˈæk.jə.pʌŋk.tʃɚ/
(noun) akupunktur
Örnek:
She decided to try acupuncture for her chronic back pain.
Kronik sırt ağrısı için akupunktur denemeye karar verdi.