IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Zihinsel engellilik Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Zihinsel engellilik' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˌsloʊˈwɪt̬.ɪd/
(adjective) kıt akıllı, anlayışı kıt
Örnek:
He was a kind man, but a bit slow-witted.
Nazik bir adamdı ama biraz kıt akıllıydı.
/ˌdɪmˈwɪt̬.ɪd/
(adjective) kıt akıllı, aptal
Örnek:
He is not dim-witted; he just takes his time to think.
Aptal değil; sadece düşünmek için zaman ayırıyor.
/ˈkluː.ləs/
(adjective) bilgisiz, habersiz
Örnek:
He's completely clueless about how to fix a car.
Araba tamiri konusunda tamamen bilgisiz.
/naɪˈiːv/
(adjective) saf, naif
Örnek:
It was naive of her to believe everything he said.
Söylediği her şeye inanması safça bir davranıştı.
/ˈer.hed.ɪd/
(adjective) boş kafalı, havai
Örnek:
He made some airheaded comment about the weather during the serious meeting.
Ciddi toplantı sırasında hava durumu hakkında boş kafalı bir yorum yaptı.
/ˈɡʌl.ə.bəl/
(adjective) saf, kolay kanan
Örnek:
He is so gullible that he believed the story about the flying car.
O kadar saf ki uçan araba hikayesine inandı.
/ɪˈneɪn/
(adjective) anlamsız, boş, saçma
Örnek:
He kept interrupting the meeting with inane questions.
Toplantıyı anlamsız sorularla bölüp durdu.
/ˈwɪt.ləs/
(adjective) akılsız, aptal, budala
Örnek:
He made a witless remark that offended everyone in the room.
Odadaki herkesi kıran akılsızca bir söz söyledi.
/ˌʌn.ɪnˈlaɪ.t̬ənd/
(adjective) gerici, bilgisiz
Örnek:
The company's unenlightened policies on parental leave were criticized.
Şirketin ebeveyn izni konusundaki gerici politikaları eleştirildi.
/ˌʌnˈnɑː.lɪ.dʒə.bəl/
(adjective) bilgisiz, cahil
Örnek:
He was completely unknowledgeable about the new tax laws.
Yeni vergi yasaları hakkında tamamen bilgisizdi.
/ˌʌnpərˈseptɪv/
(adjective) anlayışsız, dikkatsiz
Örnek:
He was surprisingly unperceptive about his wife's feelings.
Karısının duyguları konusunda şaşırtıcı derecede anlayışsızdı.
/ˌemp.tiˈhed.ɪd/
(adjective) boş kafalı, akılsız
Örnek:
He is not just a handsome face; he's certainly not empty-headed.
O sadece yakışıklı bir yüz değil; kesinlikle boş kafalı biri değil.