IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Astronomi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Astronomi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈkɑː.mɪt/
(noun) kuyruklu yıldız
Örnek:
Halley's Comet is one of the most famous comets.
Halley Kuyruklu Yıldızı en ünlü kuyruklu yıldızlardan biridir.
/ˈmiː.t̬i.ɔːr/
(noun) meteor, akan yıldız
Örnek:
We saw a bright meteor streak across the night sky.
Gece gökyüzünde parlak bir meteorun hızla geçtiğini gördük.
/ˈæs.tə.rɔɪd/
(noun) asteroit
Örnek:
Scientists are tracking an asteroid that might pass close to Earth.
Bilim insanları, Dünya'ya yakın geçebilecek bir asteroit izliyor.
/ˈneb.jə.lə/
(noun) nebula
Örnek:
The Orion Nebula is a well-known star-forming region.
Orion Nebulası, iyi bilinen bir yıldız oluşum bölgesidir.
/ɔːˈrɔːr.ə/
/ˌkɑːn.stəˈleɪ.ʃən/
(noun) takımyıldız, topluluk, küme
Örnek:
Orion is a prominent constellation visible in the winter sky.
Orion, kış gökyüzünde görülebilen belirgin bir takımyıldızdır.
/ˈzoʊ.di.æk/
(noun) zodyak, burçlar kuşağı
Örnek:
The astrologer consulted the zodiac to predict her future.
Astrolog, geleceğini tahmin etmek için zodyak'a danıştı.
/ˈek.soʊˌplæn.ɪt/
(noun) ötegezegen
Örnek:
Scientists have discovered thousands of exoplanets.
Bilim insanları binlerce ötegezegen keşfetti.
/ˈbluː.ʃɪft/
(noun) maviye kayma;
(verb) maviye kaymak
Örnek:
The light from the approaching star showed a significant blueshift.
Yaklaşan yıldızdan gelen ışık belirgin bir maviye kayma gösterdi.
/waɪt dwɔːrf/
(noun) beyaz cüce
Örnek:
The Sun will eventually become a white dwarf after it sheds its outer layers.
Güneş, dış katmanlarını attıktan sonra sonunda bir beyaz cüce haline gelecek.
/kɑːzˈmɑː.lə.dʒi/
(noun) kozmoloji
Örnek:
Modern cosmology is based on the Big Bang theory.
Modern kozmoloji Büyük Patlama teorisine dayanmaktadır.
/ˈspek.trəˌskoʊp/
(noun) spektroskop
Örnek:
The astronomer used a spectroscope to analyze the chemical composition of the distant star.
Gökbilimci, uzak yıldızın kimyasal bileşimini analiz etmek için bir spektroskop kullandı.
/ˌʌn.aɪˈden.t̬ə.faɪd ˈflaɪ.ɪŋ ˈɑːb.dʒekt/
(noun) tanımlanamayan uçan nesne, UFO
Örnek:
The pilot reported seeing an unidentified flying object over the desert.
Pilot, çöl üzerinde tanımlanamayan uçan bir nesne gördüğünü bildirdi.
/speɪs proʊb/
(noun) uzay sondası
Örnek:
The space probe sent back high-resolution images of Mars.
Uzay sondası Mars'ın yüksek çözünürlüklü görüntülerini geri gönderdi.
/ˈkɑːz.mə.nɑːt/
(noun) kozmonot
Örnek:
The cosmonaut orbited the Earth for several days.
Kozmonot birkaç gün boyunca Dünya'nın yörüngesinde döndü.
/ˌreɪ.diˈeɪ.ʃən belt/
(noun) radyasyon kuşağı
Örnek:
The Van Allen radiation belt protects the Earth from solar wind.
Van Allen radyasyon kuşağı Dünya'yı güneş rüzgarından korur.
/ˈred.ʃɪft/
(noun) kırmızıya kayma
Örnek:
Astronomers use redshift to determine how fast a galaxy is receding from Earth.
Gökbilimciler, bir galaksinin Dünya'dan ne kadar hızlı uzaklaştığını belirlemek için kırmızıya kaymayı kullanırlar.