IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Teknoloji Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Teknoloji' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈhed.set/
/ˈsɪm ˌkɑːrd/
(noun) SIM kart
Örnek:
I need to buy a local SIM card to avoid roaming charges.
Dolaşım ücretlerinden kaçınmak için yerel bir SIM kart almam gerekiyor.
/ˈprɪn.t̬ɚ/
(noun) yazıcı, matbaacı, basımcı
Örnek:
My new printer can print in color.
Yeni yazıcım renkli yazdırabiliyor.
/ˈskæn.ɚ/
(noun) tarayıcı, radyo tarayıcı, radyo alıcısı
Örnek:
I used the scanner to digitize my old photos.
Eski fotoğraflarımı dijitalleştirmek için tarayıcıyı kullandım.
/ˈspiː.kɚ/
(noun) konuşmacı, hatip, hoparlör
Örnek:
The main speaker at the conference was a renowned scientist.
Konferansın ana konuşmacısı ünlü bir bilim insanıydı.
/ˈlæp.tɑːp/
(noun) dizüstü bilgisayar, laptop
Örnek:
I bought a new laptop for work.
İş için yeni bir dizüstü bilgisayar aldım.
/ˈtæb.lət/
(noun) tablet, levha, hap
Örnek:
Ancient civilizations used clay tablets to record their history.
Antik medeniyetler tarihlerini kaydetmek için kil tabletler kullandılar.
/ˈsmɑːrt.foʊn/
(noun) akıllı telefon
Örnek:
She uses her smartphone for everything, from checking emails to navigating.
E-postaları kontrol etmekten navigasyona kadar her şey için akıllı telefonunu kullanıyor.
/ˈdɪdʒ.ə.t̬əl/
(adjective) dijital, parmakla ilgili
Örnek:
The company is investing heavily in digital transformation.
Şirket, dijital dönüşüme büyük yatırımlar yapıyor.
/ˈmem.ər.i ˌkɑːrd/
(noun) hafıza kartı, bellek kartı
Örnek:
I need to buy a larger memory card for my camera.
Kameram için daha büyük bir hafıza kartı almam gerekiyor.
/ˈbluː.tuːθ/
(trademark) Bluetooth
Örnek:
I connected my headphones to my phone via Bluetooth.
Kulaklığımı telefonuma Bluetooth ile bağladım.
/ˈsɝː.vɚ/
(noun) sunucu, garson
Örnek:
The website is down because the server crashed.
Web sitesi çöktü çünkü sunucu çöktü.
/ˈhed.foʊnz/
(plural noun) kulaklık
Örnek:
She put on her headphones to listen to music.
Müzik dinlemek için kulaklığını taktı.
/ˈmaɪ.krə.foʊn/
(noun) mikrofon
Örnek:
Please speak clearly into the microphone.
Lütfen mikrofona net konuşun.
/kəmˈpjuː.t̬ɚ/
(noun) bilgisayar
Örnek:
I need to buy a new computer for work.
İş için yeni bir bilgisayar almam gerekiyor.
/ˈɪn.tər.net/
(noun) İnternet, ağ
Örnek:
I found the information I needed on the Internet.
İhtiyacım olan bilgiyi İnternet'te buldum.