Avatar of Vocabulary Set Duygusal tepki

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Duygusal tepki Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Duygusal tepki' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

entertaining

/en.t̬ɚˈteɪ.nɪŋ/

(adjective) eğlenceli, keyifli

Örnek:

The movie was very entertaining.
Film çok eğlenceliydi.

motivating

/ˈmoʊtɪˌveɪtɪŋ/

(adjective) motive edici, teşvik edici

Örnek:

The coach's speech was very motivating for the team.
Antrenörün konuşması takım için çok motive ediciydi.

touching

/ˈtʌtʃ.ɪŋ/

(adjective) dokunaklı, duygusal

Örnek:

It was a very touching moment when they reunited after so many years.
Yıllar sonra yeniden bir araya geldiklerinde çok dokunaklı bir andı.

pleasing

/ˈpliː.zɪŋ/

(adjective) hoş, memnun edici

Örnek:

The garden was filled with pleasing scents.
Bahçe hoş kokularla doluydu.

rewarding

/rɪˈwɔːr.dɪŋ/

(adjective) ödüllendirici, tatmin edici

Örnek:

Teaching can be a very rewarding profession.
Öğretmenlik çok ödüllendirici bir meslek olabilir.

fulfilling

/fʊlˈfɪl.ɪŋ/

(adjective) doyurucu, tatmin edici

Örnek:

Working as a volunteer has been a truly fulfilling experience.
Gönüllü olarak çalışmak gerçekten doyurucu bir deneyim oldu.

fascinating

/ˈfæs.ən.eɪ.tɪŋ/

(adjective) büyüleyici, ilginç, çekici

Örnek:

The history of ancient Egypt is absolutely fascinating.
Antik Mısır tarihi kesinlikle büyüleyici.

delightful

/dɪˈlaɪt.fəl/

(adjective) keyifli, hoş, büyüleyici

Örnek:

The children's performance was absolutely delightful.
Çocukların performansı kesinlikle keyifliydi.

inspiring

/ɪnˈspaɪr.ɪŋ/

(adjective) ilham verici, esinlendirici

Örnek:

Her story is truly inspiring.
Onun hikayesi gerçekten ilham verici.

joyful

/ˈdʒɔɪ.fəl/

(adjective) neşeli, sevinçli, mutlu

Örnek:

The children's faces were joyful as they opened their presents.
Çocukların yüzleri hediyelerini açarken neşeliydi.

pleasurable

/ˈpleʒ.ɚ.ə.bəl/

(adjective) keyifli, zevkli

Örnek:

We spent a very pleasurable evening together.
Birlikte çok keyifli bir akşam geçirdik.

satisfying

/ˈsæt̬.ɪs.faɪ.ɪŋ/

(adjective) tatmin edici, doyurucu

Örnek:

It was a truly satisfying meal after a long day.
Uzun bir günün ardından gerçekten tatmin edici bir yemekti.

boring

/ˈbɔː.rɪŋ/

(adjective) sıkıcı, monoton

Örnek:

The lecture was so boring that I almost fell asleep.
Ders o kadar sıkıcıydı ki neredeyse uyuyakalacaktım.

shocking

/ˈʃɑː.kɪŋ/

(adjective) şok edici, dehşet verici

Örnek:

The news of the accident was truly shocking.
Kaza haberi gerçekten şok ediciydi.

frightening

/ˈfraɪ.tən.ɪŋ/

(adjective) korkutucu, ürkütücü

Örnek:

The storm was truly frightening.
Fırtına gerçekten korkutucuydu.

disgusting

/dɪsˈɡʌs.tɪŋ/

(adjective) iğrenç, tiksindirici

Örnek:

The smell from the garbage was absolutely disgusting.
Çöpün kokusu kesinlikle iğrençti.

disappointing

/ˌdɪs.əˈpɔɪn.t̬ɪŋ/

(adjective) hayal kırıklığı yaratan, üzücü

Örnek:

The movie had a very disappointing ending.
Filmin sonu çok hayal kırıklığı yarattı.

annoying

/əˈnɔɪ.ɪŋ/

(adjective) sinir bozucu, rahatsız edici

Örnek:

His constant complaining is very annoying.
Sürekli şikayet etmesi çok sinir bozucu.

uninteresting

/ʌnˈɪn.trɪ.stɪŋ/

(adjective) ilgisiz, sıkıcı

Örnek:

The lecture was long and uninteresting.
Ders uzun ve ilgisizdi.

terrifying

/ˈter.ə.faɪ.ɪŋ/

(adjective) korkunç, dehşet verici

Örnek:

The roller coaster ride was absolutely terrifying.
Hız treni yolculuğu kesinlikle korkunçtu.

depressing

/dɪˈpres.ɪŋ/

(adjective) moral bozucu, depresif

Örnek:

The news was incredibly depressing.
Haberler inanılmaz derecede moral bozucuydu.

gloomy

/ˈɡluː.mi/

(adjective) kasvetli, loş, depresif

Örnek:

The sky was gloomy and threatened rain.
Gökyüzü kasvetliydi ve yağmur tehdidi vardı.

upsetting

/ʌpˈset̬.ɪŋ/

(adjective) üzücü, can sıkıcı;

(verb) üzmek, devirmek

Örnek:

It was a very upsetting experience for the whole family.
Tüm aile için çok üzücü bir deneyimdi.

heartbreaking

/ˈhɑːrtˌbreɪ.kɪŋ/

(adjective) yürek parçalayıcı, kahredici

Örnek:

It was heartbreaking to see the children crying for their parents.
Çocukların ebeveynleri için ağladığını görmek yürek parçalayıcıydı.

distressing

/dɪˈstres.ɪŋ/

(adjective) üzücü, sıkıntı verici, kahredici

Örnek:

It was a very distressing experience for everyone involved.
İlgili herkes için çok üzücü bir deneyimdi.

disheartening

/dɪsˈhɑːr.tən.ɪŋ/

(adjective) cesaret kırıcı, umut kırıcı

Örnek:

It was disheartening to see all our hard work go to waste.
Tüm sıkı çalışmamızın boşa gittiğini görmek cesaret kırıcıydı.

soothing

/ˈsuː.ðɪŋ/

(adjective) yatıştırıcı, sakinleştirici, teskin edici

Örnek:

The warm bath had a soothing effect on her tired muscles.
Sıcak banyo, yorgun kasları üzerinde yatıştırıcı bir etki yarattı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren