Avatar of Vocabulary Set Ünite 8: Filmler

7. Sınıf İçinde Ünite 8: Filmler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'7. Sınıf' içinde 'Ünite 8: Filmler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

animation

/ˌæn.əˈmeɪ.ʃən/

(noun) animasyon, canlandırma, canlılık

Örnek:

The studio is known for its groundbreaking work in computer animation.
Stüdyo, bilgisayar animasyonu alanındaki çığır açan çalışmalarıyla tanınıyor.

critic

/ˈkrɪt̬.ɪk/

(noun) eleştirmen, tenkitçi, değerlendirici

Örnek:

The play received harsh reviews from the critics.
Oyun, eleştirmenlerden sert yorumlar aldı.

direct

/daɪˈrekt/

(adjective) doğrudan, açık, aracısız;

(verb) yönetmek, idare etmek, yönlendirmek;

(adverb) doğrudan, direkt

Örnek:

Take a direct route to the station.
İstasyona doğrudan bir rota izleyin.

disaster

/dɪˈzæs.tɚ/

(noun) afet, felaket, fiyasko

Örnek:

The earthquake was a natural disaster that devastated the region.
Deprem, bölgeyi harap eden doğal bir afetti.

documentary

/ˌdɑː.kjəˈmen.t̬ɚ.i/

(noun) belgesel;

(adjective) belgesel

Örnek:

We watched a fascinating documentary about ancient Egypt.
Antik Mısır hakkında büyüleyici bir belgesel izledik.

entertaining

/en.t̬ɚˈteɪ.nɪŋ/

(adjective) eğlenceli, keyifli

Örnek:

The movie was very entertaining.
Film çok eğlenceliydi.

gripping

/ˈɡrɪp.ɪŋ/

(adjective) sürükleyici, etkileyici, heyecan verici

Örnek:

The novel was so gripping that I couldn't put it down.
Roman o kadar sürükleyiciydi ki elimden bırakamadım.

hilarious

/hɪˈler.i.əs/

(adjective) çok komik, güldürücü

Örnek:

The comedian's jokes were absolutely hilarious.
Komedyenin şakaları kesinlikle çok komikti.

horror film

/ˈhɔːr.ər fɪlm/

(noun) korku filmi

Örnek:

We watched a horror film last night and I couldn't sleep.
Dün gece bir korku filmi izledik ve uyuyamadım.

poster

/ˈpoʊ.stɚ/

(noun) afiş, poster

Örnek:

She hung a movie poster on her bedroom wall.
Yatak odası duvarına bir film afişi astı.

recommend

/ˌrek.əˈmend/

(verb) tavsiye etmek, önermek

Örnek:

I can highly recommend this book.
Bu kitabı şiddetle tavsiye edebilirim.

review

/rɪˈvjuː/

(noun) gözden geçirme, değerlendirme, eleştiri;

(verb) gözden geçirmek, değerlendirmek, eleştirmek

Örnek:

The company conducted a performance review for all employees.
Şirket tüm çalışanlar için bir performans değerlendirmesi yaptı.

scary

/ˈsker.i/

(adjective) korkunç, ürkütücü

Örnek:

The movie was really scary.
Film gerçekten korkunçtu.

science fiction

/ˈsaɪəns ˌfɪkʃən/

(noun) bilim kurgu

Örnek:

I love reading science fiction novels, especially those about space exploration.
Bilim kurgu romanları okumayı severim, özellikle uzay keşfiyle ilgili olanları.

star

/stɑːr/

(noun) yıldız, ünlü, yıldız şekli;

(verb) başrol oynamak, yıldız olmak;

(adjective) yıldız, olağanüstü

Örnek:

The night sky was filled with twinkling stars.
Gece gökyüzü pırıl pırıl yıldızlarla doluydu.

survey

/ˈsɝː.veɪ/

(noun) anket, araştırma, inceleme;

(verb) incelemek, gözden geçirmek, ölçmek

Örnek:

The architect conducted a survey of the building's structural integrity.
Mimar, binanın yapısal bütünlüğü hakkında bir inceleme yaptı.

thriller

/ˈθrɪl.ɚ/

(noun) gerilim, gerilim filmi

Örnek:

I love reading psychological thrillers.
Psikolojik gerilim okumayı severim.

violent

/ˈvaɪə.lənt/

(adjective) şiddetli, acımasız, yoğun

Örnek:

The protest turned violent, with clashes between demonstrators and police.
Protesto şiddetli hale geldi, göstericiler ve polis arasında çatışmalar yaşandı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren