Avatar of Vocabulary Set Ünite 7: Ne Yapmayı Seversin?

4. Sınıf İçinde Ünite 7: Ne Yapmayı Seversin? Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'4. Sınıf' içinde 'Ünite 7: Ne Yapmayı Seversin?' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

bike

/baɪk/

(noun) bisiklet, motosiklet;

(verb) bisiklete binmek, motosiklet sürmek

Örnek:

I ride my bike to work every day.
Her gün işe bisikletimle gidiyorum.

chess

/tʃes/

(noun) satranç

Örnek:

He loves to play chess in his free time.
Boş zamanlarında satranç oynamayı sever.

collect

/kəˈlekt/

(verb) toplamak, biriktirmek, almak;

(noun) kolekt, toplu dua

Örnek:

She likes to collect stamps from different countries.
Farklı ülkelerden pul biriktirmeyi sever.

comic book

/ˈkɑː.mɪk ˌbʊk/

(noun) çizgi roman

Örnek:

He spent his childhood reading comic books.
Çocukluğunu çizgi roman okuyarak geçirdi.

cool

/kuːl/

(adjective) serin, havalı, harika;

(verb) serinletmek, soğutmak;

(noun) serinlik

Örnek:

The evening air was pleasantly cool.
Akşam havası hoş bir şekilde serindi.

drum

/drʌm/

(noun) davul, fıçı, varil;

(verb) davul çalmak, vurmak

Örnek:

He played the drum with great enthusiasm.
Büyük bir coşkuyla davul çaldı.

February

/ˈfeb.ruː.er.i/

(noun) Şubat

Örnek:

My birthday is in February.
Doğum günüm Şubat ayında.

fly

/flaɪ/

(verb) uçmak, fırlamak, uçup gitmek;

(noun) sinek, fermuar, pantolon ağzı

Örnek:

Birds fly south for the winter.
Kuşlar kış için güneye uçar.

hobby

/ˈhɑː.bi/

(noun) hobi

Örnek:

My main hobby is collecting stamps.
Ana hobim pul koleksiyonculuğu.

kite

/kaɪt/

(noun) uçurtma, çaylağan;

(verb) uçurtma uçurmak

Örnek:

The child happily flew his kite in the park.
Çocuk parkta neşeyle uçurtmasını uçurdu.

model

/ˈmɑː.dəl/

(noun) model, maket, manken;

(verb) modellik yapmak, sergilemek, şekil vermek

Örnek:

He built a model airplane.
Bir uçak modeli yaptı.

penfriend

/ˈpen.frend/

(noun) mektup arkadaşı

Örnek:

I have a penfriend in Japan, and we write to each other every month.
Japonya'da bir mektup arkadaşım var ve her ay birbirimize yazışıyoruz.

plant

/plænt/

(noun) bitki, fidan, fabrika;

(verb) ekmek, dikmek, yerleştirmek

Örnek:

She watered the plant every morning.
Her sabah bitkiyi suladı.

read

/riːd/

(verb) okumak, yorumlamak, anlamak;

(noun) okuma

Örnek:

She loves to read books in her free time.
Boş zamanlarında kitap okumayı sever.

ride

/raɪd/

(verb) binmek, gitmek;

(noun) sürüş, gezinti, bırakma

Örnek:

She loves to ride her horse every morning.
Her sabah atına binmeyi sever.

sail

/seɪl/

(noun) yelken;

(verb) yelken açmak, seyretmek, süzülmek

Örnek:

The ship hoisted its sails and departed.
Gemi yelkenlerini açtı ve yola çıktı.

stamp

/stæmp/

(noun) pul, damga, mühür;

(verb) ayak basmak, ezmek, damgalamak

Örnek:

I need to buy a stamp for this letter.
Bu mektup için bir pul almam gerekiyor.

take

/teɪk/

(verb) almak, tutmak, götürmek;

(noun) çekim, kayıt, alma

Örnek:

She decided to take a book from the shelf.
Raftan bir kitap almaya karar verdi.

tree

/triː/

(noun) ağaç, diyagram;

(verb) ağaca çıkarmak, ağaçta sıkıştırmak

Örnek:

The old oak tree stood tall in the forest.
Yaşlı meşe ağacı ormanda dimdik duruyordu.

TV

/ˌtiːˈviː/

(noun) TV, televizyon, televizyon yayını

Örnek:

We bought a new TV for the living room.
Oturma odası için yeni bir TV aldık.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren