Avatar of Vocabulary Set Düşünme, Bilgilendirme veya Gönderme (In)

'Off' ve 'In' Kullanılan Deyimsel Fiiller İçinde Düşünme, Bilgilendirme veya Gönderme (In) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Off' ve 'In' Kullanılan Deyimsel Fiiller' içinde 'Düşünme, Bilgilendirme veya Gönderme (In)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

book in

/bʊk ɪn/

(phrasal verb) rezervasyon yapmak, kayıt yaptırmak, kayıt etmek

Örnek:

I'll book in for two nights at the hotel.
Otele iki gece için rezervasyon yapacağım.

call in

/kɔːl ɪn/

(phrasal verb) başvurmak, geri çağırmak, işe gelemeyeceğini bildirmek

Örnek:

We had to call in a specialist to fix the complex issue.
Karmaşık sorunu çözmek için bir uzmana başvurmak zorunda kaldık.

clock in

/klɑːk ɪn/

(phrasal verb) işe girişini kaydetmek, işe başlamak

Örnek:

I need to clock in before 9 AM.
Sabah 9'dan önce işe girişimi kaydetmem gerekiyor.

copy in

/ˈkɑː.pi ɪn/

(phrasal verb) dahil etmek, bilgi vermek için kopyalamak

Örnek:

Please copy in John on this email so he's aware of the updates.
Lütfen John'u bu e-postaya dahil edin, böylece güncellemelerden haberdar olur.

factor in

/ˈfæk.tər ɪn/

(phrasal verb) dahil etmek, hesaba katmak

Örnek:

We need to factor in the cost of shipping when calculating the total price.
Toplam fiyatı hesaplarken nakliye maliyetini dahil etmemiz gerekiyor.

fill in

/fɪl ɪn/

(phrasal verb) doldurmak, tamamlamak, bilgi vermek

Örnek:

Please fill in your name and address on the application form.
Lütfen başvuru formuna adınızı ve adresinizi doldurun.

hand in

/hænd ɪn/

(phrasal verb) teslim etmek, sunmak

Örnek:

Please hand in your assignments by Friday.
Lütfen ödevlerinizi Cuma gününe kadar teslim edin.

rule in

/ruːl ɪn/

(phrasal verb) dahil etmek, göz önünde bulundurmak

Örnek:

We can't rule in any suspects yet, as the investigation is still ongoing.
Soruşturma devam ettiği için henüz herhangi bir şüpheliyi dahil edemeyiz.

turn in

/tɜːrn ɪn/

(phrasal verb) yatmak, uyumak, teslim etmek

Örnek:

It's getting late, I think I'll turn in.
Geç oluyor, sanırım yatacağım.

usher in

/ˈʌʃ.ər ɪn/

(phrasal verb) başlatmak, müjdelemek, açmak

Örnek:

The invention of the internet ushered in a new era of communication.
İnternetin icadı yeni bir iletişim çağını başlattı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren