Ortak Kelimeler İçinde Mutfak Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Ortak Kelimeler' içinde 'Mutfak' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) bulaşık makinesi, bulaşıkçı
Örnek:
(noun) bulaşık süzgeci, tabaklık
Örnek:
(noun) buharlı pişirici, buhar makinesi, vapur
Örnek:
(noun) süzgeç
Örnek:
(noun) kapak, göz kapağı
Örnek:
(noun) blender, karıştırıcı
Örnek:
(noun) tencere, saksı, kap;
(verb) saksıya dikmek, tencereye koymak, cebe sokmak
Örnek:
(noun) tost makinesi
Örnek:
(noun) bulaşık bezi, mutfak havlusu
Örnek:
(noun) buzdolabı
Örnek:
(noun) dondurucu, derin dondurucu
Örnek:
(noun) dolap, vitrin, kabine
Örnek:
(noun) mikrodalga, mikrodalga fırın;
(verb) mikrodalgada ısıtmak, mikrodalgada pişirmek
Örnek:
(noun) kase, çanak, bowling;
(verb) bowling oynamak, atmak
Örnek:
(noun) kesme tahtası
Örnek:
(noun) ocak, brülör, yazıcı
Örnek:
(noun) ocak, soba
Örnek:
(noun) kahve makinesi, kahve yapıcı
Örnek:
(noun) fırın
Örnek:
(noun) fırın temizleyici
Örnek:
(noun) kavanoz, küp;
(verb) sarsmak, rahatsız etmek, çelişmek
Örnek:
(verb) batmak, çökmek, batırmak;
(noun) lavabo, evye
Örnek:
(noun) tabak, kap, yemek;
(verb) açığa vurmak, yaymak, servis etmek
Örnek:
(noun) bulaşık rafı, tabaklık
Örnek:
(noun) sünger, asalak, parazit;
(verb) emmek, sünger gibi çekmek, asalaklık etmek
Örnek:
(noun) yemek çubuğu, yemek çubukları
Örnek:
(noun) tava, tencere, kap;
(verb) yerden yere vurmak, şiddetle eleştirmek, pan yapmak
Örnek:
(noun) ocak, pişirici
Örnek:
(noun) kupa, bardak, yüz;
(verb) soymak, saldırmak, surat asmak
Örnek:
(noun) çaydanlık, su ısıtıcısı
Örnek:
(noun) cam, bardak, kadeh;
(verb) şişelemek, camlamak
Örnek:
(noun) çaydanlık, demlik
Örnek:
(noun) ızgara, mangal, ızgara restoranı;
(verb) ızgara yapmak, pişirmek, sorgulamak
Örnek:
(noun) tepsi, bölme;
(verb) tepsiye dizmek, tepsiye koymak
Örnek:
(noun) çırpıcı;
(verb) çırpmak, hızla götürmek, çabucak almak
Örnek:
(noun) bıçak;
(verb) bıçaklamak, bıçakla kesmek
Örnek:
(noun) kaşık;
(verb) kaşıklamak, kepçelemek, sarılmak
Örnek: