Avatar of Vocabulary Set Böcek

Ortak Kelimeler İçinde Böcek Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Ortak Kelimeler' içinde 'Böcek' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

caterpillar

/ˈkæt̬.ɚ.pɪl.ɚ/

(noun) tırtıl;

(trademark) Caterpillar, Caterpillar makineleri

Örnek:

The tiny caterpillar munched on a leaf.
Küçük tırtıl bir yaprağı kemirdi.

cocoon

/kəˈkuːn/

(noun) koza, koruyucu örtü;

(verb) sarmak, korumak

Örnek:

The caterpillar spun a beautiful cocoon before transforming into a butterfly.
Tırtıl kelebeğe dönüşmeden önce güzel bir koza ördü.

butterfly

/ˈbʌt̬.ɚ.flaɪ/

(noun) kelebek;

(verb) kelebek şeklinde açmak, ikiye ayırmak

Örnek:

A beautiful butterfly landed on the flower.
Güzel bir kelebek çiçeğin üzerine kondu.

dragonfly

/ˈdræɡ.ən.flaɪ/

(noun) yusufçuk

Örnek:

A beautiful dragonfly landed on the lily pad.
Güzel bir yusufçuk nilüfer yaprağına kondu.

cricket

/ˈkrɪk.ɪt/

(noun) kriket, cırcır böceği

Örnek:

They spent the afternoon playing cricket in the park.
Öğleden sonrayı parkta kriket oynayarak geçirdiler.

grasshopper

/ˈɡræsˌhɑː.pɚ/

(noun) çekirge

Örnek:

The grasshopper hopped across the lawn.
Çekirge çimlerin üzerinden zıpladı.

cockroach

/ˈkɑːk.roʊtʃ/

(noun) hamam böceği

Örnek:

I saw a cockroach scuttling across the kitchen floor.
Mutfak zemininde bir hamam böceğinin koşuşturduğunu gördüm.

beetle

/ˈbiː.t̬əl/

(noun) böcek, kınkanatlı;

(verb) sarkmak, çıkıntı yapmak, kaşlarını çatmak

Örnek:

A large black beetle crawled across the path.
Büyük siyah bir böcek yolda süründü.

termite

/ˈtɝː.maɪt/

(noun) termit, beyaz karınca

Örnek:

We found signs of termites in the old wooden beams of the house.
Evin eski ahşap kirişlerinde termit izleri bulduk.

ant

/ænt/

(noun) karınca

Örnek:

An ant crawled across the picnic blanket.
Bir karınca piknik örtüsünün üzerinden geçti.

mosquito

/məˈskiː.t̬oʊ/

(noun) sivrisinek

Örnek:

A single mosquito bite can transmit diseases.
Tek bir sivrisinek ısırığı hastalıkları bulaştırabilir.

ladybug

/ˈleɪ.di.bʌɡ/

(noun) uğur böceği

Örnek:

A bright red ladybug landed on my hand.
Parlak kırmızı bir uğur böceği elime kondu.

spider

/ˈspaɪ.dɚ/

(noun) örümcek, örümcek anahtarı

Örnek:

A large spider crawled across the ceiling.
Büyük bir örümcek tavanda süründü.

firefly

/ˈfaɪr.flaɪ/

(noun) ateşböceği

Örnek:

We watched the fireflies glow in the evening.
Akşam ateşböceklerinin parlamasını izledik.

fly

/flaɪ/

(verb) uçmak, fırlamak, uçup gitmek;

(noun) sinek, fermuar, pantolon ağzı

Örnek:

Birds fly south for the winter.
Kuşlar kış için güneye uçar.

bee

/biː/

(noun) arı

Örnek:

A bee buzzed past my ear.
Kulağımın yanından bir arı vızıldayarak geçti.

wasp

/wɑːsp/

(noun) eşek arısı, WASP

Örnek:

A wasp stung me on the arm.
Bir eşek arısı kolumu soktu.

centipede

/ˈsen.t̬ə.piːd/

(noun) çıyan

Örnek:

The gardener found a large centipede under the rock.
Bahçıvan kayanın altında büyük bir çıyan buldu.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren