Avatar of Vocabulary Set Bilimsel Alanlar ve Çalışmalar

C2 Seviyesi İçinde Bilimsel Alanlar ve Çalışmalar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'C2 Seviyesi' içinde 'Bilimsel Alanlar ve Çalışmalar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

climatology

/ˌklaɪ.məˈtɑː.lə.dʒi/

(noun) klimatoloji

Örnek:

She specialized in climatology, focusing on ancient weather patterns.
Eski hava modellerine odaklanarak klimatoloji alanında uzmanlaştı.

cybernetics

/ˌsaɪ.bɚˈnet̬.ɪks/

(noun) sibernetik

Örnek:

The field of cybernetics explores how systems regulate themselves.
Sibernetik alanı, sistemlerin kendilerini nasıl düzenlediğini araştırır.

kinesiology

/kɪˌniː.siˈɑː.lə.dʒi/

(noun) kinezioloji, hareket bilimi

Örnek:

She is studying kinesiology to become a physical therapist.
Fizik tedavi uzmanı olmak için kinezioloji okuyor.

astrophysics

/ˌæs.troʊˈfɪz.ɪks/

(noun) astrofizik

Örnek:

She decided to pursue a career in astrophysics after being inspired by a documentary on black holes.
Kara delikler hakkındaki bir belgeselden ilham aldıktan sonra astrofizik alanında kariyer yapmaya karar verdi.

quantum mechanics

/ˈkwɑːntəm mɪˈkænɪks/

(noun) kuantum mekaniği

Örnek:

Quantum mechanics is essential for understanding the behavior of electrons in atoms.
Kuantum mekaniği, atomlardaki elektronların davranışını anlamak için esastır.

neurophysiology

/ˌnʊr.oʊ.fɪ.ziˈɑː.lə.dʒi/

(noun) nörofizyoloji

Örnek:

She is studying neurophysiology to understand brain functions.
Beyin fonksiyonlarını anlamak için nörofizyoloji okuyor.

genetic engineering

/dʒəˌnet.ɪk ˌen.dʒɪˈnɪr.ɪŋ/

(noun) genetik mühendisliği

Örnek:

Advances in genetic engineering have opened new possibilities in medicine.
Genetik mühendisliğindeki gelişmeler tıpta yeni olanaklar açtı.

cognitive neuroscience

/ˌkɑːɡ.nə.tɪv ˌnʊr.oʊˈsaɪ.əns/

(noun) bilişsel sinirbilim

Örnek:

Cognitive neuroscience combines elements of psychology, biology, and computer science.
Bilişsel sinirbilim psikoloji, biyoloji ve bilgisayar bilimleri unsurlarını birleştirir.

paleontology

/ˌpeɪ.li.ənˈtɑː.lə.dʒi/

(noun) paleontoloji

Örnek:

She decided to major in paleontology after visiting a natural history museum.
Doğa tarihi müzesini ziyaret ettikten sonra paleontoloji okumaya karar verdi.

immunology

/ˌɪm.jəˈnɑː.lə.dʒi/

(noun) immünoloji

Örnek:

She is studying immunology at the university.
Üniversitede immünoloji okuyor.

epidemiology

/ˌep.ə.diːmiˈɑː.lə.dʒi/

(noun) epidemiyoloji

Örnek:

The study of epidemiology is crucial for public health.
Epidemiyoloji çalışması halk sağlığı için çok önemlidir.

seismology

/saɪzˈmɑː.lə.dʒi/

(noun) sismoloji

Örnek:

The field of seismology has advanced significantly with modern technology.
Modern teknolojiyle sismoloji alanı önemli ölçüde ilerlemiştir.

volcanology

/ˌvɑːl.kəˈnɑː.lə.dʒi/

(noun) volkanoloji

Örnek:

She decided to pursue a career in volcanology after studying geology.
Jeoloji okuduktan sonra volkanoloji alanında kariyer yapmaya karar verdi.

hydrology

/haɪˈdrɑː.lə.dʒi/

(noun) hidroloji, su bilimi

Örnek:

The course covers various aspects of hydrology, including river flow and groundwater.
Ders, nehir akışı ve yeraltı suyu dahil olmak üzere hidrolojinin çeşitli yönlerini kapsar.

ethology

/iːˈθɑː.lə.dʒi/

(noun) etoloji, hayvan davranış bilimi

Örnek:

She specialized in ethology, focusing on the social interactions of primates.
Etoloji alanında uzmanlaştı, primatların sosyal etkileşimlerine odaklandı.

endocrinology

/ˌen.doʊ.krɪˈnɑː.lə.dʒi/

(noun) endokrinoloji

Örnek:

She decided to specialize in endocrinology after medical school.
Tıp fakültesinden sonra endokrinoloji alanında uzmanlaşmaya karar verdi.

virology

/vaɪˈrɑː.lə.dʒi/

(noun) viroloji

Örnek:

She specialized in virology during her postgraduate studies.
Lisansüstü eğitimi sırasında viroloji alanında uzmanlaştı.

entomology

/ˌen.t̬əˈmɑː.lə.dʒi/

(noun) entomoloji, böcek bilimi

Örnek:

She decided to pursue a career in entomology after being fascinated by butterflies.
Kelebeklere hayran kaldıktan sonra entomoloji alanında kariyer yapmaya karar verdi.

ornithology

/ˌɔːr.nəˈθɑː.lə.dʒi/

(noun) ornitoloji, kuş bilimi

Örnek:

She decided to pursue a career in ornithology after spending years observing birds in her backyard.
Arka bahçesinde yıllarca kuşları gözlemledikten sonra ornitoloji alanında bir kariyer yapmaya karar verdi.

oncology

/ɑːnˈkɑː.lə.dʒi/

(noun) onkoloji

Örnek:

She decided to specialize in oncology after her mother's battle with cancer.
Annesinin kanserle mücadelesinden sonra onkoloji alanında uzmanlaşmaya karar verdi.

pathology

/pəˈθɑː.lə.dʒi/

(noun) patoloji, hastalık seyri, sapma

Örnek:

He is studying pathology at the university.
Üniversitede patoloji okuyor.

epistemology

/ɪˌpɪs.təˈmɑː.lə.dʒi/

(noun) epistemoloji, bilgi teorisi

Örnek:

Her research focuses on the epistemology of science.
Araştırması bilimin epistemolojisine odaklanıyor.

genealogy

/ˌdʒiː.niˈæl.ə.dʒi/

(noun) şecere, soybilim

Örnek:

She spent years researching her family's genealogy.
Ailesinin şeceresini araştırmak için yıllarını harcadı.

histology

/hɪˈstɑː.lə.dʒi/

(noun) histoloji, doku bilimi

Örnek:

The biopsy sample was sent to the lab for histology.
Biyopsi örneği histoloji için laboratuvara gönderildi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren